Medeni Hukuk Sınav Soruları-Vize

ANKARA ÜNİVERSİTESİ MEDENİ HUKUK SINAVI

1/A-MEDENİ HUKUK-VİZE SINAVI (07.01.2014)

(Sınav Süresi: 90 Dakika)

SORU I: Fanatik düzeyde teknoloji düşkünü olan 17 yaşındaki Büklümsu, bir öğleden sonra okuldan eve dönerken “Favori” isimli teknoloji mağazasının vitrininde sadece o akşama özel tüm cep telefonlarında % 80 indirim olduğuna ve kapıların saat 20.00’de açılacağına ilişkin ilanı görür. Heyecanla koşar adım eve giden Büklümsu, o sıralar iş güçle çok fazla uğraşan ve kendisine pek de vakit ayırmayan babası Kerimcan’nın kredi kartını başucundaki çekmeceden alarak hemen evi terk eder. Büklümsu, hızla mağazaya giderek kapıdan ilk girenlerden biri olabilmek için sıraya girer, tam o sırada kendisinden önce geldiğini ve sırada onun önünde olduğunu iddia eden Pelinsu ile tartışmaya başlar. Bir anda kapıların açıldığını gören Büklümsu, Pelinsu ile tartışmayı daha fazla uzatıp sırasını kaçırmamak için, Pelinsu’nun burnuna bir yumruk atar ve onu hızla yere iter, ardından da koşarak mağazadan içeri girer. Kendi telefonunun bir üst modeli olan ve 1600 TL değerindeki telefonun 320 TL’ye düştüğünü gören Büklümsu, kasaya gider ve babasının kredi kartıyla ödemeyi tamamlar. Bu arada hastaneye kaldırılan Pelinsu’nun kırılan burnu alçıya alınmış; Pelinsu 400 TL tedavi ücreti ödemiştir.

Büklümsu’nun yeni bir telefon aldığını aynı gün öğrenen babası Kerimcan, zaten diğer telefonu daha yeni almış olduklarını, bu telefonların her gün bir yenisinin çıktığını ve her yeni çıkan telefondan bir tane alacak kadar paraları olmadığını sert bir dille Büklümsu’ya söyler ve Büklümsu’dan telefonu mağazaya geri götürmesini ister. Büklümsu ertesi gün iade için mağazaya gittiğinde, satış temsilcisi telefonu zaten beşte bir fiyatına sattıklarını, ayrıca bu tür özel kampanyalarda iade kabul etmediklerini belirterek, telefonu alıp bedelini geri ödemekten kaçınmıştır.

 Kerimcan’ın o günlerde para meseleleri konusunda zaten canı çok sıkkındır. Karısı Gülendam’ın, aylardır dilinden düşürmediği fakat oldukça pahalı olan İskandinavya ve Baltık Ülkeleri turuna çıkmasına onun dırdırını daha fazla çekmemek için tamam demek zorunda kalmıştır. Bunun yanı sıra, uzun zamandan beri hayalini kurduğu halı saha tesisi için Rafetcan’dan oldukça yüksek bir meblağ karşılığında Gölbaşı’nda göl manzaralı bir arsa kiralamıştır. Halı saha henüz açılmadan masrafları başlamış, Kerimcan ay sonunu zor getirir hale gelmiştir. Bu nedenle Kerimcan, şimdiden “Abuhayat” isimli içecek firmasıyla, kendisine tesislere koymak üzere derin dondurucu ve cam buzdolabı vermeleri konusunda görüşmüştür. “Abuhayat” firmasının yetkili temsilcisi, Kerimcan’a tesislere koymak üzere dondurucu ve buzdolabı verebileceklerini belirtmiş, ancak bunun için satacağı içecekleri 20 sene boyunca kendilerinden tedarik edeceği konusunda taahhütte bulunmasını istemiştir. Masraftan kaçmak isteyen Kerimcan, içecek firmasının bu isteğini kabul etmiştir. Kerimcan, tam kârlı bir iş yaptığı kanaatiyle biraz olsun sevinmişken, televizyonda son dakika başlığıyla verilen acı bir haberle dünyası kararmıştır: Karısı Gülendam’ın binmiş olduğu uçak, havada infilak ederek Baltık Denizi’ne düşmüş ve kurtarma ekiplerinin tüm çabalarına rağmen Gülendam’ın cesedine rastlanmamıştır. Bu arada Rafetcan, arsayı Haşmet’e satmış ve yeni malik Haşmet villa yaptıracağını bildirerek Kerimcan’dan arsayı hemen terk etmesini istemiştir.

 

A) Büklümsu ile Favori Mağazası arasındaki sözleşme geçerli midir? Favori Mağazası satış temsilcisinin ileri sürdüğü hususları da göz önünde bulundurarak gerekçeli olarak cevaplandırınız. (10 p.).

Büklümsu sınırlı ehliyetsizdir. Sınırlı ehliyetsizler, kendilerini borç altına sokan işlemleri ancak yasal temsilcilerinin (veli veya vasi) rızasıyla yapabilirler. Yasal temsilcinin rızası baştan, işlem anında veya işlem yapıldıktan sonra verilebilir. (7 p.).

Bir malın değerinden daha düşük bir fiyata satılması durumunda dahi, karşılıksız kazandırma değil, şahsı borç altına sokan işlem söz konusu olur ve yasal temsilcinin rızasına ihtiyaç vardır. (3 p.).

Rıza olmadığı için sözleşme geçersiz.

B) Pelinsu hastane masrafının tazminini Büklümsu’dan talep edebilir mi? (5 p.).

Sınırlı ehliyetsizlerin kusur ehliyeti olduğundan Büklümsu tazminatla yükümlüdür.

(TMK.m.16/II “Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar haksız fiillerinden sorumludurlar.”  )

C) Kerimcan ile Abuhayat Firması arasındaki sözleşme geçerli midir? Söz konusu geçersizliğin türünü de belirterek gerekçeli olarak açıklayınız. (15 p.).

TMK.m.23/II hükmüne göre kimse özgürlüklerden vazgeçemez veya hukuk ve ahlaka aykırı bir biçimde sınırlandıramaz.

Yükümlülüğün ölçüsünün kişilik haklarına aykırı olması bu hükmün kapsamına giren durumlardan biridir. Olayda olduğu gibi uzun süreli sözleşmeler buna örnek olarak gösterilebilir. (9 p.).

Yükümlülüğün ölçüsünün kişilik haklarına aykırı olduğu durumlarda sözleşmenin geçersizliği sadece kişilik hakları ihlal edilen kişinin bu hususu ileri sürmesi durumunda söz konusu olur.  Aşırı yükümlülüğe rağmen kişi sözleşmeyi ifa etmek isterse sözleşme geçerli kabul edilmelidir. (6 p.).

D) Kerimcan, Haşmet’e karşı herhangi bir hak ileri sürebilir mi? Değişik ihtimallere göre cevaplandırınız. (10 p.).

Nispi hak olduğundan haşmete karşı herhangi bir hak ileri süremez (5 p). Şerh edilmişse ileri sürebilir (5 p.).

E) Kişiliğin sona ermesi bakımından Gülendam’ın hukuki durumunu değerlendiriniz. (10 p.).

Bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlar içinde kaybolursa, cesedi bulunamamış olsa bile gerçekten ölmüş sayılır. En büyük mülkî amirinin emriyle kütüğe ölü kaydı düşürülür.

Şahsın ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren bir durum söz konusu olması gerekir.  Başka bir deyişle genel hayat tecrübelerine göre şahsın kesin olarak ölmüş olduğu kabul edilmelidir. Olayda da böyle bir durum söz konusudur.

SORU II: Türk Medeni Kanununun 2.maddesinde şu düzenleme yer almaktadır:

Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.

Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.

A) Bu hükmün birinci fıkrası ile ikinci fıkrası arasındaki ilişkiyi (ortak ve farklı noktaları) açıklayınız. (20 p.).

Eskiden hakim olan görüşe göre, her iki fıkra da aynı düşünceye dayanmakta ve birbirini tamamlamaktadır. Bir madalyonun iki yüzü gibidir; bir tarafında emir, diğer tarafında yasak. Emir: Dürüstlük kuralına uygun davranma. Yasak: Dürüstlük kuralına aykırı davranışı yasaklanmış. Bazı FM kararlarında da hakkın kötüye kullanılması, dürüstlük kuralına aykırılık olarak nitelendirilmiştir. (4 p.).

Bugün doktrinde hakim olan görüş her iki fıkranın benzerlikleri olduğu gibi farklı tarafları da vardır.

Birinci fıkra ve ikinci fıkra arasında hem benzerlikler, hem de farklar vardır:

HER İKİ FIKRA ARASINDAKİ ORTAK NOKTALAR (6 p.).

  • Her iki hüküm de güvenin konuşmasına hizmet eden düzenlemelerdir. Öngörülen emir ve yasak ile tarafların güvenini korumaktadır. Bunun yanında adaletin gerçekleşmesine hizmet etmektedir. Özel şahıslar, mahkemeler, resmi makamlar bakımından hakların kullanılması ve hukukun uygulanması bakımından bağlayıcı genel bir ilke niteliği taşır. Sadece hukuki işlemden doğan değil kanundan doğan hukuki ilişkiler de kapsamına girer.
  • Her iki hüküm de genel nitelikte hükümler olup somutlaştırılmaya muhtaçtır. Bu genel hükümlerin somutlaştırılması doktrin ve içtihatların ödevidir. Bu nedenle olay gurupları oluşturulmuştur.
  • Bazı hükümlere göre ikincil bir nitelik taşır: Bazı düzenlemelerde özel olarak düzenlenmiştir. Özel düzenlemeler öncelikli olarak uygulanacaktır (BK.m.25)
  • Her iki düzenleme de kamu düzenine ilişkin bir hüküm niteliği taşır.

FARKLAR (10 p)

Bu ortak noktalara rağmen önemli farklar var:

  • Birinci fıkra Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak yükümlülüğü getirmektedir; Bu yükümlülük mahkemenin bir hukuki ilişkiyi yorumlamak ve tamamlamak zorunda olduğu durumda aktüel hale gelir. Dolayısıyla ilk fıkra yorumlayıcı ve tamamlayıcı bir fonksiyona sahiptir.
  • İkinci fıkra düzeltici bir fonksiyona sahiptir. Somut olayda uygulama alanı bulacak sözleşme veya kanun hükümlerinin adaletsiz sonuç doğurduğu durumlarda buna engel olma düzeltme. Görünürdeki hukuk ile gerçek (adil hukukun) bir birine ters düştüğü durumda bir çıkış yolu. Ancak olaya uygulanacak hukuk kuralının rahatsız ettiği her durumda başvurulamaz; aşırı bir şekilde, ağır bir şekilde rahatsız edici olması gerekir.

SORU III: Aşağıdaki kavramları tanımlayınız ve birer örnek veriniz (30 p.):

Yenilik doğuran hak;

Tek taraflı bir irade açıklamasıyla bir hak veya hukuki ilişkinin kurulması, değiştirilmesi veya sona erdirilmesi suretiyle başka bir şahsın hukuk alanına müdahale yetkisi veren haklardır.

Önalım, gerialım, alım hakları, dönme, fesih iptal yenilik doğuran haklardandır.

 

Bağımlı (kanuni) yerleşim yeri;

Belirli bir şahsın belirli bir yerle ilişkisi değil, başka bir şahıs veya makam arasındaki ilişki esas alınmaktadır: (5 p.)

-Velayet altındaki küçükler bakımından: TMK. M.21/I: “Velâyet altında bulunan çocuğun yerleşim yeri, ana ve babasının; ana ve babanın ortak yerleşim yeri yoksa, çocuğun kendisine bırakıldığı ana veya babanın yerleşim yeridir”. Diğer hâllerde çocuğun oturma yeri, onun yerleşim yeri sayılır.

-Vesayet altındaki kişiler bakımından: Bağlı oldukları vesayet makamının bulunduğu yerdir. (Her iki örnekten herhangi biri için 5 p.).

 

Kural içi boşluk.

Bazen kanun ihtilafın çözümünde yardımcı olabilecek bir düzenlemeye yer vermesine rağmen, bu düzenleme sorunun doğrudan doğruya çözümü sonucunu doğurmamaktadır. Sorunun çözümü için ayrı bir değerlendirmeye, açıklığa kavuşturmaya ve somutlaştırmaya ihtiyaç vardır. Kanun doğrudan doğruya bir çözüm ihtiva etmediği için bu tür boşluğa kural içi boşluk adı verilmektedir.

Bu tür boşluklar kanun koyucu tarafından bilinçli olarak yaratılmıştır. Kanun koyucu kuralın tam olmadığını tek başına somut ihtilaf için bir çözüm ihtiva etmediğini bilmekte ve mahkemeye somut olayda bu kuralı tamamlama talimatı vermektedir. Bir tür Kanun yapma tekniği niteliği taşır.

Doktrinde hakim olan görüşe göre şu durumlarda kural içi boşluk vardır:

-Kanunun genel nitelikte, içi doldurulması gereken kavramlar kullanmış olması:

Örnek. TMK.m.23,” aşırı sınırlama”; TMK.m.27- Adın değiştirilmesi, ancak haklı sebeplere dayanılarak hâkimden istenebilir; Ahlaka aykırı sözleşmeler batıldır TBK.m.27; Aşırı cezai şartın indirilmesi.

-Kanun tarafından başka bir hükme atıf yapılan hallerde:

 

Sitede 1.sınıfa ait dersler de faydalanabileceğiniz, Pratikler, Testler,  Sınav Soruları İçin Çalışma odasına uğrayabilirsiniz.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: