Medeni Hukuk/Kişinin Ehliyeti-Fiil Ehliyetinin Sınıflandırılması (Ders Özeti)

[responsivevoice voice=”Turkish Female” buttontext=”Sesli dinleyebilirsiniz”]

KİŞİLİĞİN EHLİYETLERİ



 A) Hak Ehliyeti (Medeni Haklardan Yararlanma Ehliyeti)

Hak ve borç sahibi olabilme iktidarıdır. Her insanın hak ehliyeti vardır (genellik ilkesi). Bütün insanlar hukuk düzeninin sınırları içinde (eşit şartlarda olanlara eşit işlem) haklara ve borçlara sahip olmakta eşittirler (eşitlik ilkesi). Yaş, cinsiyet, evlilik, yabancılık, ayırt etme gücüne sahip olmamak, haysiyet hayat sürme gibi hallerde hak ehliyetinin belirli noktalarda sınırlandırıldığı görülmektedir.

Hak ehliyeti pasif bir ehliyettir. Sağ doğmak şartıyla cenin bile hak ehliyetine sahiptir. Tüzel kişiler ise hak ehliyetini kanunun aradığı şekilde kurulmuş oldukları andan itibaren kazanırlar.

 B) Fiil Ehliyeti (Medeni Hakları Kullanma Ehliyeti)

Bir kişinin bizzat kendi fiil ve işlemleriyle lehine haklar, aleyhine ise borçlar oluşturabilme yeteneğidir. Fiil ehliyeti aktif bir ehliyettir. Fiil ehliyetinin, hukuki işlem yapma ehliyeti, dava ehliyeti ve haksız fiillerden sorumlu olma ehliyeti olmak üzere üç görünümü vardır. Fiil ehliyetinin iki olumlu, bir olumsuz şartı vardır.

  1. a) Olumlu Şartlar

i) Temyiz kudretine (ayırtım gücüne) sahip olma: Temyiz kudreti bulunan kimseye mümeyyiz, bulunmayana ise gayrı mümeyyiz Temyiz kudreti; bir kişinin fiil ve işlemlerinin sebeplerini, neticelerini, etkilerini ayırt edebilme ve bunlara uygun olarak hareket edebilme yeteneğidir. Temyiz kudreti nisbi bir kavramdır. Bir kişinin temyiz kudretinin olup olmadığı her somut olayda ayrıca incelenmelidir.

Kural olarak, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı ve sarhoşluk veya bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes temyiz kudretine sahiptir.

ii) Reşit olmak (ergin olmak): Normal rüşt yaşı 18 yaşın doldurulmasıdır. Fakat iki halde erken rüşt söz konusudur:

Evlenme: Evlenme kişiyi reşit kılar. Normal evlenme yaşı erkek ve kadında 17 yaşın doldurulmasıdır. Olağanüstü evlenme yaşı ise her iki cins için de 16 yaşın doldurulmasıdır. Evlenme ile kazanılan rüşt kesindir, yani, evlenme daha sonra ortadan kalksa bile reşitlik devam eder.

Kazai Rüşt (Yargısal Rüşt): 15 yaşını dolduran küçük kendi isteği ve velisinin rızası ile mahkemece (asliye mahkemesi) reşit kılınabilir. Şayet küçük vesayet altında ise vesayet dairelerinin izni gerekir. Ayrıca küçüğün menfaatinin de bulunması gerekir. Yargısal rüşt kararı kesindir, geri alınamaz.  Bir kimse reşit olmakla yaşça büyütülmüş olmaz.Kazai rüştte karar verecek olan mahkeme küçüğün ikametgahı asliye mahkemesidir.

 

 b) Olumsuz Şart

i) Kısıtlı Olmamak (Mahcur Olmamak): Hacir (kısıtlama); kanunda belirtilen sebeplerden birinin varlığı durumunda, bir kişinin fiil ehliyetinin mahkeme kararı ile sınırlandırılması veya kaldırılmasıdır. Kısıtlama sebepleri; akıl hastalığı ve akıl zayıflığı (başkalarının güvenliğini tehlikeye sokma, sürekli biçimde bakıma ihtiyacı olma veya işlerini görememe şartlarından birinin varlığı durumunda), savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı ve kötü yönetim (kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açma ve bu sebeple sürekli korunmaya ve bakıma muhtaç olma ya da başkalarının güvenliğini tehdit etme şartlarından birinin gerçekleşmesi durumunda), bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkum olma ve yaşlılığı, sakatlığı, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiğini gibi yönetemeyen bir kişinin istekte bulunması.Kısıtlanan kişiye (mahcur-kısıtlı) bir vasi tayin edilir. Küçükler kural olarak velayet altında bulundukları için yalnızca ergin kişiler kısıtlanabilir. Velisi bulunmayan küçüğe kısıtlanmasına gerek olmaksızın sulh mahkemesince vasi atanır.

electores.jpg

FİİL EHLİYETİNE GÖRE GERÇEK KİŞİLERİN SINIFLANDIRILMASI

 A) Tam Ehliyetliler: Bunlar fiil ehliyetinin tüm şartlarına sahip olan kimselerdir. Tam ehliyetliler fiil ehliyetinin içeriğine giren bütün ehliyetlere (hukuki işlem, haksız fiillerden sorumlu olma ve dava ehliyeti) sahiptirler.

B) Tam Ehliyetsizler: Temyiz kudretinden yoksun olan kişilerdir. Fiil ehliyetleri hiç yoktur, çünkü bunların iradeleri hukuken yok sayılır. Tam ehliyetsizlerin hukuki işlem ehliyetleri yoktur. Tam ehliyetsizler kanuni temsilcilerinin rızası ile dahi hiçbir hukuki işlemi yapamazlar. Tam ehliyetsiz kimse ile işlem yapan kişi iyi niyetli olsa bile yapılan işlem yine de kural olarak geçersizdir (batıldır). Fakat ayırt etme gücü bulunmadan yapılan bir evlilik, butlan kararı verilinceye kadar geçerli bir evlenmenin sonuçlarını doğurur. Aynı şekilde ayırt etme gücü bulunmadan yapılan bir ölüme bağlı tasarruf da kendiliğinden hükümsüz olmaz. İptal davası açılması ve mahkemeden iptal kararı alınması gerekir.

            Ayırt etme gücü bulunmayan bir kimsenin yaptığı hukuki işlemin butlanını ileri sürmek hakkın kötüye kullanılması niteliği taşıyorsa söz konusu işlem, geçerli imiş gibi sonuç doğurur.

            Hukuk düzeninin, kişinin, sadece fiilinin dışa akseden sonucuna hüküm bağladığı durumlarda, tam ehliyetsizin böyle bir davranışı hukuki sonuç doğurur. Örneğin, ayırt etme gücüne sahip olmayan kimse işleme ve karışma veya birleşme sebepleriyle bir taşınır mülkiyeti kazanabilir. (lehine durum)

            Ayırt etme gücü bulunmayan bir kişi yararına iş yapılması durumunda vekaletsiz iş görmeden doğan hükümler uygulama alanı bulur. Tam ehliyetsizler sebepsiz zenginleşmeden dolayı da sorumlu olurlar.

        Tam ehliyetsizler şahsa sıkı sıkıya bağlı haklarını bizzat kullanamazlar. Kanuni temsilcileri de bu hakları onlar adına kullanamaz. Öğreti ve uygulamada boşanma hakkının zina ve pek fena muamele halinde, yasal temsilci tarafından kullanılabileceği kabul edilmektedir.

            Tam ehliyetsizler haksız fiillerinden dolayı kural olarak sorumlu değillerdir. Fakat kusursuz sorumluluk hallerinde ve hakkaniyetin gerektirdiği durumlarda temyiz kudretinden sürekli olarak yoksun olan kişiler sorumlu tutulabilir.

           Temyiz kudretinden geçici olarak yoksun bulunan kimseler ise haksız fiillerinden dolayı kural olarak sorumludurlar. Fakat bu kişiler temyiz kudretini geçici olarak kaldıran duruma kendi kusurlarıyla düşmemiş olduklarını ispat ederlerse sorumluluktan kurtulurlar.

            Tam ehliyetsizlerin dava ehliyeti de yoktur.

C) Sınırlı Ehliyetliler: Kısıtlanmaları için yeterli sebep olmamakla birlikte, korunmaları bakımından fiil ehliyetlerinin sınırlanması gerekli görülen ergin bir kişiye aşağıdaki işlerde görüşü alınmak üzere bir kanuni müşavir (yasal danışman) atanır.  Dava açma ve sulh olma, gayrimenkul alım-satımı ve bunlar üzerinde bir ayni hak kurma, kıymetli evrak alım-satımı ve rehnedilmesi, ana parayı alma, olağan yönetim sınırları dışında kalan yapı işleri, ödünç verme ve alma, bağışlama, kambiyo taahhüdü altına girme ve kefil olma. Yasal danışman kanuni temsilci olmadığı için bu işlemleri tek başına yapamaz.

            Sınırlı ehliyetli kişi bu işlemleri kanuni müşavirinin iznini almadan yapamaz, yaparsa tek taraflı bağlamazlık söz konusu olur.

D) Sınırlı Ehliyetsizler: Mümeyyiz küçükler ve mümeyyiz kısıtlılardır. Bunlar kendilerini borç altına sokan işlemleri kendi başlarına yapamazlar. Bu işlemleri onlar adına kural olarak yasal temsilcileri (veli ve vasi) yapar. Sınırlı ehliyetsizler bu gibi işlemleri yasal temsilcilerinin rızaları ile yapabilirler. Rıza açık olarak verilebileceği gibi örtülü olarak da verilebilir. Rızanın verilmesi herhangi bir şekle tabi değildir. Önceden verilen rızaya izin, sonradan verilen rızaya ise icazet denir.

Sınırlı ehliyetsiz kendisini borç altına sokan bir işlemi, temsilcisinin izni olmadan yaparsa bu işlem tek taraflı bağlamazlık yaptırımına tabi olur. Söz konusu işlemin sınırlı ehliyetsizi bağlayabilmesi için temsilcisinin bu işleme icazet (onay) vermesi gerekir. Yasal temsilci onay vermeyeceğini beyan eder veya tanınan süre içinde onay vermezse, işlem kesin olarak hükümsüzleşir. Onayın verilip verilmediğinin belli olmadığı devrede işlem askıda hükümsüz olduğundan onay verilmezse, karşı taraf da işlem ile bağlı olmaktan kurtulur. Sınırlı ehliyetsiz işlemi yaparken kendisini tam ehliyetli gibi göstermişse, karşı tarafın menfi zararlarını (sözleşmeye güvenden doğan zararlarını) tazmine zorunludur.

 Sınırlı ehliyetsizler kendilerini borç altına sokmayan karşılıksız kazandırıcı işlemleri (ivazsız iktisapları) kendi başlarına yapabilirler. Örneğin sınırlı ehliyetsiz kendi lehine yapılan bir bağışlamayı kabul edebilir. Fakat BK. m. 236/II gereğince yasal temsilcinin sınırlı ehliyetsizi kendisine yapılan bağışlamayı kabulden men etmek veya verilmiş şeyin geri verilmesini emretmek yetkisi vardır. Bu durumda bağışlama geçersiz olur.

Sınırlı ehliyetsizler şahsa sıkı sıkıya bağlı haklarını da bizzat kullanabilirler. Fakat evlenme, nişanlanma, tanıma, ismin değiştirilmesini isteme durumlarında yasal temsilcinin de işleme rızası aranmaktadır.

            Kendisine vesayet makamı tarafından bir meslek veya sanatla uğraşmasına açıkça veya örtülü olarak izin verilen vesayet altındaki kimse; bu sanat ve mesleğin gerektirdiği her türlü olağan işlemleri yapabilir. Bu hüküm velinin izni ile bir meslek ve sanatla uğraşanlar hakkında da uygulanır. Velisinin rızası ile aile dışında yaşayan çocuk, kazancını dilediği gibi harcayabilir. Vesayet altındaki kimse, kendi tasarrufuna bırakılan malları ve vasinin izniyle çalışarak kazandığı malları bizzat yönetmek ve kullanmak hakkına sahiptir.

            Sınırlı ehliyetsizler ve onlar adına kanuni temsilcileri kefil olma, vakıf kurma ve önemli bağışlama işlemlerini yapamazlar. Bunlara yasak işlemler denir. Yapılmışsa geçersizdir.

Sınırlı ehliyetsizler temyiz kudretine sahip oldukları için haksız fiillerinden sorumludurlar. Sınırlı ehliyetsizler kendi başlarına yapabilecekleri hukuki işlemler ve haksız fiilleriyle ilgili olarak dava ehliyetine de sahiptirler.

[/responsivevoice]

Medeni Hukuk Ders Notu İçin Tıklayınız

Diğer Ders Özetleri;

1- Medeni Hukukun Kaynakları

2-Dürüstlük Kuralı, İyi Niyet 

3-Hak çeşitleri

4-Gerçek Kişiler

5-Kişilik Hakkı ve Kişiliğin Korunması

6-Kişinin Ehliyeti-Fiil Ehliyetinin Sınıflandırılması

7-İkametgah, Hısımlık, İsmin Korunması

8-İsim ve İsmin Korunması, Cinsiyet Değişikliği

9-Ergin ve Kısıtlıların Evlat Edinilmesi

10-Tüzel Kişiler, Dernekler, Vakıflar

11-Nişanlanma

12-Boşanma Nedenleri

13-Kanuni Mirasçılık-İradi Mirasçılık

14-Mirasın İntikali

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: