İfade Özgürlüğü vs. İfade Ediş Özgürlüğü

İfade özgürlüğü (ya da konuşma özgürlüğü) Birleşmiş Milletler tarafından İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde ilan edilen, birçok ülke tarafından kabul edilen bir haktır.  Bu yönüyle İfade özgürlüğü anayasal demokrasilerin temel özelliklerindendir.

İnsan Hakları Evrensel Beyannâmesi 19’uncu maddesi şöyle der:

“Her ferdin fikir ve fikirlerini açıklamak hürriyetine hakkı vardır. Bu hak fikirlerinden ötürü rahatsız edilmemek, memleket sınırları mevzubahis olmaksızın malümat ve fikirleri her vasıta ile aramak, elde etmek veya yaymak hakkını içerir.”

ABDden-İfade-Özgürlüğü-Vurgusu.gif

Peki “ifade özgürlüğü” bize “İfade Ediş Özgürlüğü” de verir mi?

Elbette ülkeden ülkeye bu hak daha değişik uygulanabilir. İşte burada ifade ediş Özgürlüğü sorgulanıyor.. Devletlerin otoritesinde yaşayan ülkelerde o devletin sansürleri uygulanabiliyor. Ancak liberal demokrasilerde de sansür değişik formlarda bulunabilmekte. (Nefret sözcükleri, müstehcenlik, v. b.)

Bunun akabinde gelen açıklayıcı “International Covenant on Civil and Political Rights” (Medeni ve Siyasi Haklara ilişkin Uluslararası Sözleşme) 19’uncu maddeyi İfade Özgürlüğünü şöyle açıklar:

  1. Herkes engel olmaksızın fikirlere sahip olmalıdır.
  2. Herkesin ifade özgürlüğü hakkı olmalıdır; bu hak, her türlü bilgi ve fikirleri sınır olmaksızın, sözlü, yazılı, basılmış, sanat veyahut da herhangi dilediği bir medya ortamıyla öğrenme, alma ve verme hakkıdır.
  3. 2’nci bölümdeki haklar özel haklar ve sorumluluklar getirir. Bu doğrultuda bazı limitler kanunlar tarafıyla uygulanabilir:
a) Başkalarının haklarına ve şöhretine saygı;
b) Ulusal güvenlik, halk düzeni, veyahut da halk sağlığı ve huzuru.

20’nci madde de; şiddet propagandalarını yasaklar.

İfade özgürlüğünün koruma altında olmasının demokrasinin asgari, vazgeçilmez şartıdır. Devlet-toplum ilişkisini faşist bir perspektiften görenler, “hikmet-i hükümet”çiler ve her türlü otoriter ve –özellikle de- totaliter düzen taraftarları dışında, herkes ifade özgürlüğünün değerine ilişkin bu temel görüşü paylaşır. İfade özgürlüğünden yana olanlar arasında da elbette bazı görüş farklılıkları vardır; ama bunlar bir prensip uzlaşmazlığından ziyade bu özgürlüğün kapsamı ve -dolayısıyla- sınırları hakkındaki farklı anlayışlardan kaynaklanırlar.

İfade özgürlüğünün sınırları konusunda doğru bir görüşe varabilmek için, şu istifhamı ciddiye almalıyız: İncitici, yaralayıcı, saldırgan veya zalimce görüşlerin bastırılması gerektiğini söylerken gerçekte “Benim hoşlanmadığım veya nefret ettiğim görüşler susturulmalıdır” demek istiyor olmayalım!… [1]

(İşte bu noktada “ifade Özgürlüğü”, “İfade Ediş Özgürlüğünü” alt ediyor. İfade özgürlüğünün uygun bir lisan ile kullanılmasına katılmakla beraber ifade içeriği konusu her ne olursa olsun saygı duyulması gerektiğini kabul etmekteyim. İnsancıl bir yaklaşımda kanundan bağımsız bizi bu noktaya getirecektir.)

 

10109

 

1_wc9QiZ3AxqvRk-ZX5IHw3Q.jpeg

 

Kaynakça

  • vikipedi.com.tr
  • 1.^ * Mustafa Erdoğan, “Demokratik Toplumda İfade Özgürlüğü: Özgürlükçü Bir Perspektif”, Liberal Düşünce, Sayı: 24, Güz 2001, Ankara, ss. 9. (detaylı inceleme için buradan ilgili yazıya ulaşabilirsiniz)

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: