Hz.Ömer’in Görevlendirdiği Hakime Mektubu

İslam dairesinde adı “adalet” ile özdeşleşmiş Hazreti Ömer’in halifelik dönemi birçok yeniliğe sahne oldu. Onun zamanında ülke, yönetim birimlerine ayrıldı. Valiler ve Halifeye bağlı olarak kadılar atandı. İlk kez adalet işlerinde kadıların görevlendirilmesiyle, yönetim ve adalet işleri birbirinden ayrıldı. Hicri takvimin uygulamaya konulması, devletin önemli sorunlarının görüşüldüğü bir meclisin ve devlet hazinesinin oluşturulması yine bu yıllarda gerçekleşti.(1)

Görevlendirdiği bütün memurlarına işlerini adilce ve düzenlice yapmaları hususunda sürekli nasihatlerde bulunarak, bu hususta denetlemelerini sürdürmüştür. Geceleri şehirde mahalle aralarında dolaşmış, insanların sıkıntılarını öğrenmek için çaba sarfetmiştir. İşte Hz. Ömer’in (ra) bu uygulamalarından biri de, Basra valiliği ve hakimliğine getirdiği Ebu Musa el-Eş’ari’ye (v.42/662-63) gönderdiği, yargılama usulü ile ilgili yazdığı meşhur mektuptur. Ebu Musa el-Eş’ari bu vesikayı muhafaza etmiş ve torunu Said b. Ebi Bürde’ye miras olarak bırakmıştır. Serahsi (v. 483/1090) söz konusu mektubu el-Mebsut’unun Edebü’l-Kadı bölümüne girişte kısaca açıklamış, İbn Kayyım el-Cevziyye (v. 751/1350) İ’lamu’l Muvakki’in adlı eserinin birinci cildinde uzunca bir şekilde şerh etmiştir.(2)

İşte o mektubu;

Mektubun Türkçe Tercümesi

“Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Allah’ın kulu, müminlerin emiri Ömer’den Abdullah b. Kays’a (Ebu Musa el Eş’ari):

Allah’ın selamı üzerine olsun.

İmdi; yargılama, sağlam bir farz (fariza-i muhkeme) ve uyulması gereken bir sünnettir. Sana bir dava getirildiğinde onu iyice anla. (Sence haklı haksız belli olunca kararını verip uygula). Çünkü uygulanmayacak bir hakkı söylemenin (sadece hüküm vermenin) faydası yoktur. Duruşmada taraflara verdiğin yer ve duruşma sırasındaki bakışlarında insanlara eşit davran ki, güçlü kendisini kayırabileceğin beklentisine kapılmasın, güçsüz de adaletinden ümit kesmesin.

Beyyine (delil/ispat yükü) getirmek davacıya, yemin etmek ise davalıya düşer. İnsanlar arasında sulh yapılabilir, ancak haramı helal veya helali haram kılan bir sulh un yapılması caiz değildir. Dün verdiğin, sonra üzerinde tekrar düşünüp doğruya ulaştığın bir yargı kararı, seni hakka dönmekten alıkoymasın. Çünkü hiçbir şey, hakkı iptal edemez. Bilesin ki, hakka dönmek, sonuna kadar yanlışı sürdürmekten hayırlıdır.

Kur’an ve Sünnette hükmü bulunmayan ve vicdanen kesin bir kanaate varamadığın davaları iyice anla ve düşün. Emsal olayları araştır ve benzerlikleri bulmaya çalış. Sonra bunları birbirine kıyas et. Bulduğun sonuçlar içinde Allah katında en sevimli ve senin kanaatine göre hakkaniyete en yakın olan hükmü ver.

Kim bir hak iddia ederse ona iddiasını ispat edebilecek kadar bir süre ver. Eğer delil getirirse hakkını alır, getiremezse aleyhine karar verirsin. Müslümanlar şahitlikte adildirler, ancak haddi gerektiren bir suçtan dolayı celde cezası infaz edilen, yalancı şahitlik yaptığı görülen, akrabalık veya vela bağı sebebiyle töhmet altında olan kimse hariç. Şüphesiz Allah sırları bilmeyi üzerine almış ve delillere dayanarak hüküm verdiğiniz takdirde sizden sorumluluğu kaldırmıştır.

Hak arama yerlerinde (mahkemelerde) sakın kızına, sesini yükseltme ve taraflar(ın davranışları) sebebiyle canını sıkma. Zira Allah bunlara katlanmaya karşılık mükafat verir ve ahiret azığını güzelleştirir. Kimin Allah’la arasındaki ilişkilerde niyeti iyi olursa, Allah da onun diğer insanlarla ilişkilerini iyileştirir. Kim dünyevi amaçlar için riyakarca insanlara şirin görünmeye (bugünkü deyimle popülist görünmeye) çalışırsa Allah onu küçük düşürür. Çünkü Allah kullarından sadece kendisi için yapılan amelleri kabul eder. Sen Allah’ın dünyada vereceği rızkı ve ahirette rahmet hazinelerinden ihsan edeceği mükafatı tahmin edemezsin!

Vesselam.”

 

 

Kaynakça

1-Hz.Ömerin Hayatı

2-Abdusselam Arı-Hz. Ömer’in Ebu Musa El Eş’ari’ye Gönderdiği Mektubun Yargılama Hukuku Açısından Önemi İslam Hukuku Araştırmaları Dergisi, sayı: 2, 2003, s.BS-99

Hz.Ömer’in Görevlendirdiği Hakime Mektubu” için 2 yorum

  • 4 Haziran 2018 tarihinde, saat 04:54
    Permalink

    Günümüzde dahi önemini yitirmemiş, son derece değerli öğütler. Kaleminize sağlık.

    Yanıtla
    • 5 Haziran 2018 tarihinde, saat 00:16
      Permalink

      teşekkür ederim.. 🙂

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: