Hukuk Dili Nasıl Olmalı? – Hukuk Terimleri Sözlüğü

Hukuk Dili Nasıl Olmalı? – Hukuk Terimleri Sözlüğü

Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan, kendisine özgü yasaları olan ve ancak bu yasalar çerçevesinde gelişen, temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış seslerden örülmüş bir anlaşma sistemidir.

Dilin Toplum Hayatındaki Yeri ve Önemi

  • Dil birliği, milleti oluşturan özelliklerin başında gelir.
  • Bir milletin dili; onun tarihi, dini ve kültürüyle iç içedir.
  • Millet için gerekli olan her şey, dilde saklanır.
  • Dil; milletin manevî ve kültür değerlerini, millet olabilme özelliklerini bünyesinde sımsıkı muhafaza eder.
  • Dil, milleti meydana getiren bireyler arasında ortak duygu ve düşünceler meydana getirir.
  • Dil, milletin birlik ve bütünlüğünü sağlayan en güçlü bağdır.

Dilin birde hukuk açısından değerini düşünürsek, hukukun gelişmesi ve amacını gerçekleştirebileceği en önemli araç dil olsa gerek, dilin yetkinliği ve onu kullananın dil bilgisi ve dili kullanma kabiliyeti hukuk açısından gerek kanunları oluşturma gerek kanunları veya olayları yorumlama açısından zenginlik katacaktır.

UNESCO’nun tahminlerine göre dünyada toplam 6 bin dil var. Bu rakamın neredeyse yarısıysa yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Tehlikede olan dillerin başında yerli dilleri geliyor.

Dilde sadeleşme adı altında dilde zayıflamaların olduğunu görmekteyiz. Hukuk terimlerini düşündüğümüzde pek çok Eski Türkçe, Osmanlıca, Arapça, Farsça, Avrupa dillerinden kelimeleri görmekteyiz.

Prof. Dr. Yücel Oğurlu kaleminden “Hukuk Dili Nasıl Olmalıdır?” adlı yazısını okumanızı tavsiye ederim. Söz konusu Yazıdan şu satırlara dikkatinizi çekmek istiyorum.

“İngiliz’in, Fransız’ın, Rus’un daha zengin bir söz dağarcığıyla üretmesi onların daha güçlü düşünmesine ve ürün vermesine zemin hazırlarken biz kendimize zarar verdiğimizi bile kısıtlı kavramlarla konuşurken fark edemiyoruz.

Ayrıca, adalet, kanun, temyiz kudreti, meşru müdafaa gibi hukuk dilinin yerleşik terimlerini atmaya çalışmak da neyin nesi? “Meşru müdafaa” gibi yüzlerce yıldır kullanılan ve Türk hukuk dilinde yerleşmiş ve herkesçe anlaşılan bir tamlamayı atmaya çalışmanın ne gereği var? Karşılığında düşünülen “yasal savunum” yanlıştır. Çünkü “meşru”nun karşılığı “yasal” değildir. Yasal, kanuninin karşılığıdır. Hem meşru hem de kanuni karşılığında yasalı kullanmak, o kavram bakımından düşünce yeteneğini yarıya indirmeye razı olmak demektir. Bu kelimelerden hınç almaya mı kalkıyoruz: ne uğruna?

Bu köşeye sığmayacak kadar geniş olan bir konuyla ilgili genel önerilerimizle devam edelim:

  • Hukuk dili anlaşılabilir bir “üstdil” olarak korunmalı ve eğitimli ortalama bir kişi tarafından anlaşılabilir seviyede olmalıdır.
  • Hukuk dilinden ağır Osmanlıca terkiplerin temizlenmesi doğrudur ancak, bin yıldır Türkçeleşmiş ve kazanımlarımıza dönüşmüş olan hak, hukuk, adalet, mahkeme, hâkim gibi birçok kelimenin gelişigüzel ve bilinçsiz şekilde atılmasından kaçınılmalıdır.
  • Türkçeyi coğrafi ve tarihi bağlarından kopartacak bir dil mühendisliğinden vazgeçilmelidir. Türkçeye iyi niyetle hizmet etmek isterken zarar verenler kadar, kötü niyetli ellerin dili kısırlaştırırken tarihi, coğrafi, kültürel bağları ve lengüistik bağları hoyratça ve ustaca koparmalarından da korumamız gerekmektedir.
  • Yeni kelimelerin alınması ve eskilerin atılması söz konusuysa tarih ve coğrafya ile bağlı olduğumuz bölgelerdeki kullanımlarına bakılmalıdır. Çoğunluğun kullandığı kelimeler tercih edilmeli, Türkçe ağızlar sözcüğünün içerdiği hazinenin dikkate alınması gereklidir.”

Peki bu konuda sizler ne düşünüyorsunuz??

Bazı hukuki terimlere aşina olmak ve hukuki düşüncenin derinleşmesi dileğiyle aşağıdaki sözlükten faydalanabilirsiniz

HUKUK SÖZLÜĞÜ için tıklayınız

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: