CEZA HUKUKU (GENEL)/ 2- Ceza Hukukuna Hakim Olan İlkeler

CEZA HUKUKUNA HAKİM OLAN İLKELER

1- Hukuk Devleti İlkesi

Anayasamıza göre Yargı yetkisi bağımsız mahkemeler tarafından kullanılan bir yetkidir. Ceza hukuku bağlamında bakıldığında hukuk devletinin üç niteliği bulunmaktadır. İnsan haklarına saygı ve insan haklarının güvenceye bağlanması, adaletin sağlanması ve güvenliğin tesis edilmesidir.

 

2- Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesi

Suç adı verilen insan davranışının ve bunun karşılığında uygulanacak yaptırımın ANCAK YASA İLE belirlenmesini öngören ilkedir. Yasallık ilkesi ilk kez 1876 Kanuni Esasi ile düzenlenmiştir.
Kanunilik ilkesinin beş adet sonucu vardır. Bunlar:

– Belirlilik: Bir eylemden dolayı her hangi bir kimsenin cezalandırılabilmesi için o eylemin açık ve seçik bir biçimde yasada suç olarak düzenlenmesi gerekmektedir. Hangi eylemin suç olduğu açık bir biçimde yasada yazmalıdır. Nitekim T.C.K nın 2. Maddesine göre: Kanunun AÇIKÇA suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Yasa koyucu ceza kanunlarında belirsiz ve elastik kavramlar kullanmaktan kaçınmalıdır. Ceza yasaları açık ve net olmalıdır.

– Aleyhe Kanunun Geçmişe Yürütülmesi Yasağı: Kişinin suç sayılan eyleminden sonra yürürlüğe giren ve durumunu ağırlaştıran yasalar aleyhe yasadır.
Eylemin işlenmesinden sonra yürürlüğe giren yasa failin durumunu önceki yasaya göre daha da ağırlaştırıyorsa yani failin aleyhine ise fail hakkında sonradan yürürlüğe giren yasa hükümleri uygulanamaz.
T.C.K nın 7. Maddesine göre: “ İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz.
İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar.”
Türk Ceza Kanunun ikinci maddesine göre ise, Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.

 

– Kıyas YASAĞI:

Kıyas bir hukuk boşluğunun benzer kuralları yardımıyla doldurulmasıdır. Ceza hukuku açısından açıkça suç olarak düzenlenmeyen bir eylemin suç olarak düzenlenmiş başka bir eyleme benzetilerek cezalandırılması ya da failin ceza sorumluluğu ile ilgili kurallarda boşluk bulunması halinde benzer kurallardan yararlanılması kıyastır. Ancak T.C.K. m.2/3 uyarınca:
Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında KIYAS YAPILAMAZ. Suç ve ceza içeren hükümler kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.
Bu sebeple suç ve ceza içeren hükümlerin uygulanmasında ve yorumlanmasında kıyas mutlak olarak yasaktır. Kıyas failin lehine yada aleyhine olsun yasaktır.
Kanunda yasaklanan suç ve ceza içeren hükümlerde KIYAS yapılmasıdır. Kıyas failin lehine olsa da yasaktır.
Ceza hukukunda kıyas ile birlikte KIYASA YOL AÇACAK BİÇİMDE GENİŞ YORUM YAPMAK da yasaktır. Ancak kıyasa yol açmayacak surette yorum yapmak mümkündür ve hatta gereklidir de. Kanunun somut olaya uygulanması için yorumlanması gerekmektedir. Bu sebeple yasak olan Kıyasa yol açacak biçimde GENİŞ YORUM dur.

– İdarenin Düzenleyici İşlemlerle Suç Oluşturması ve Hürriyet Bağlayıcı Ceza Vermesi YASAĞI: İdare tüzük, yönetmelik gibi işlemlerle suç oluşturamaz ve ceza veremez. Türk Ceza Kanunun 2. Maddesine göre: “ İdarenin düzenleyici işlemleri ile suç ve ceza konulamaz ”.
Kanun Hükmünde Kararnameler ile ( Olağan Dönem K.H.K ları ) temel haklar, kişi hak ve ödevleri ve siyasal hak ve ödevler konusunda düzenleme yapılamaz. Suç ve ceza koymak ise temel haklar ve kişi hak ve ödevleri bölümünde yer alan bir konudur. Bu sebeple OLAĞAN DÖNEM K.H.K ları İLE SUÇ ve CEZA KONULAMAZ.
Anayasa’nın 38. Maddesine göre: “ Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ANCAK KANUN İLE KONULUR ”.

– Örf Adete Dayanılarak Suç Oluşturma ve Ceza Verme YASAĞI:

Ceza hukukunda örf adete dayanılarak suç oluşturulamaz, ceza verilemez. Kişi neyin suç olduğunu kolayca öğrenebilmelidir. Oysa örf adet yazısız kurallar olduğu için bireylerin sağlıklı bir bilgi edinebilmesi güçtür. T.C.K nın 2. Maddesine göre: “ Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz .”
Örf adet yalnızca yasa hükümlerinin somut olaya uygulanmasında kaynak oluşturabilir. Örneğin hayasızca hareketler suçundaki teşhircilik kavramının kapsamı örf ve adetten yararlanılarak belirlenir. Yargıtay; birkaç elma çalmanın hırsızlık suçunu oluşturmadığına karar verirken, bunun toplumsal alışkanlığın ve genel hoşgörünün bir yansıması olduğunu çalma eyleminin ihlal ettiği hukuksal değerin, toplumda yaygın ve genel anlayışa göre belli ve gözetilebilir bir düzeyde zarara uğramadığını kabul ederek örf adet kurallarından yararlanmıştır.

 

3- Kusursuz Suç ve Ceza Olmaz İlkesi

Failin suç oluşturan bir eylemini gerçekleştirmesinde kusuru olmadıkça, ceza yaptırımına maruz kalamayacağını ifade eden ilkedir. Kusur; bir eylemin isnad kabiliyeti bulunan bir kimse tarafından bilerek ve isteyerek ya da en azından bilerek yapmasıdır. Bilmeden ya da istemeden yapılan bir hareketten dolayı kimse cezalandırılamaz. Bu ilkenin üç önemli sonucu vardır:
– Kusursuz bir fiilden dolayı kimse cezalandırılamaz.
– Ceza failin kusurunun derecesini aşamaz.
– Ceza failin hak ettiğinden az olamaz.

 

4- Ceza Sorumluluğunun Şahsiliği İlkesi

5237 Sayılı T.C.K nın 20. Maddesine göre. “ Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz. Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz. Ancak suç dolayısıyla kanunda öngörülen güvenlik tedbirleri uygulanabilir.”
Bu hüküm uyarınca ceza sorumluluğunun kişisel olduğu ve hiç kimsenin bir başkasının işlemiş olduğu fiil nedeniyle sorumlu olamayacağı ortaya konulmuştur. Bu maddede eski yasada olmayan tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması hükmü YENİ BİR HÜKÜMDÜR.
Tüzel kişilere ceza verilemez. Ancak tüzel kişiler hakkında eşya müsaderesi, kazanç müsaderesi ve faaliyetin durdurulması ( Faaliyet izninin iptali ) güvenlik tedbirlerine müracaat edilebilir. Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanabilmesi için her suç tipinde AYRICA BU DURUMUN BELİRTİLMESİ GEREKMEKTEDİR.

 

5- Adalet ve Kanun Önünde Eşitlik İlkesi

Suç işleyen kişi hakkında işlenen eylemin ağırlığı ile orantılı olarak ceza ve güvenlik tedbirine hükmedilmesine adalet ilkesi adı verilir. T.C.K nın 3. Maddesinde: “ Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığı ile orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur ” denilerek adalet ilkesine yer verilmiştir.
Ceza yasasının uygulanmasında kişiler arasında din, dil, ırk ya da sair her hangi bir sebeple ayrım yapılmamasına ise eşitlik ilkesi adı verilmektedir. Bu durumda T.C.K.m. 3 hükmü ile düzenlenmiştir.

 

6- İnsan Haysiyetinin Korunması İlkesi

Suç işlediği için ceza yaptırımına tabi tutulan kişinin yeniden topluma kazandırılmasını amaç edinen ilkedir. Bu ilke gereği kişi suç işlese de insan haysiyetini yaraşır bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmedilmelidir. Anayasamızın 17. Maddesinde: “ Hiç kimseye işkence ve eziyet yapılamaz, kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz… ” hükmü ile insan haysiyetinin korunması güvence altına alınmıştır. Bu amaçla ölüm cezası, kırbaç, genel müsadere, taşlama ve sair cezalar kabul edilmemiştir. İnsan suç işlemiş olsa dahi insanlık sıfatına yaraşır bir muameleye tabi tutulmalı ve insan gibi yargılanmalıdır. Bu sebeple ceza usul hukukunda sanık- şüpheli haklarına yer verilmiştir. Bu haklar kişiye insan olması sıfatıyla verilmiş olan haklardır.

 

7- Non Bis İn İdem İlkesi

Failin işlemiş olduğu bir fiil nedeniyle tek bir ceza verilmesi, bir suça bir ceza şeklinde formüle edilen ilkedir. Bu ilke uyarınca yargılama yapılarak hüküm verilen bir konu hakkında yeniden yargılama yapılamaması ( kesin hüküm dava engeli- ön şart ) gerekir. Bu ilkenin yurt dışında işlenen suçlarla ilgili istisnaları vardır. Uluslar arası suçlarda bu ilkeye geçerlilik tanınmamıştır. Örneğin uyuşturucu madde imal veya ticareti suçu.
Bir kimse yurt dışında yargılansa ve hüküm verilse dahi istisnaen Türkiye de tekrar yargılanmaktadır. Ancak kişi ikinci kez yargılansa dahi, kişinin YURT DIŞINDA OLSA BİLE maruz kaldığı bütün ÖZGÜRLÜK KISITLAMALARI cezadan mahsup edilecektir.

 

Ceza Hukuku Ders Notları için Tıklayınız

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: